Ana içeriğe atla

Okumaya başlama- yararlanılabilecek kaynaklar

 


Uzun zaman sonra tekrar bir şeyler yazmaya niyetlendim. Elimden geldiğince okuma yapmaya devam ediyorum. Bu süreçte El Muhasibi’nin çevirilmiş kitaplarından okudum. Çok fazla o konuda yazacak bir şeyim yok. Bu hafta İnstagramda islami psikoloji ile ilgili bir sayfa gördüm ve bu beni heyecanlandırdı. Çünkü sayfayla ilgilenen insanlar olması çok güzel. Farklı farklı insanların bu konuda katkı sağladığını görmek güzel. Yalnız olmadığım hissini uyandırdı ve bu durum bende tekrar bir çalışma azmi yarattı. Bu zamana kadar bu alanla ilgilenen herkesin kendince bir metot geliştirdiğini ve çabaladığını gördüm. Sistematik ilerleyen bir durum olmadığı için bu şekilde henüz özellikle Türkiye adına uzun bir yolumuz var. Ancak bir arkadaşım psikolojik danışma sürecinde islami metotları kullandığını söyledi. Buna çok sevindim. Bunun için illa çok fazla kuramsal bilgiye gerek yok, sadece kullanmayı dene dedi. Zaten şuan ünlü psikoterapistlerin de kendi metotlarını ilk başta deneyerek kuramsallaştırdıklarını göz önüne alırsak çok da haksız sayılmaz. Ben ise hala okumaktan yanayım kendi içimde. Çünkü çok fazla bir psikolojik danışma yaptığım söylenemez. Ayrıca kendimce bir insan tahayyülüm sanırım hala tam yok. Şuan insan nedir konusunu irdeliyorum. Bu aralar yine Google’dan aratınca hemen çıkan gazete ve makaleleri okuyorum. Onların linklerini şuraya yeni başlayanlar için bırakacağım.

1.       https://www.yenisafak.com/hayat/islami-psikoloji-icin-mucadele-ediyoruz-3407947

Yenişafak Gazetesinde çıkmış bir röportaj. Fıtrat kavramına çekilen dikkat ilgimi çekti. Bu konuyu düşünmek üzere notlarım arasına alıyorum. Bununla ilgili arkadaşım Süheyla (Çoçuk Gelişimci) tezinde Hay bin Yakzan çalışıyordu. Sanırım o da benim gibi tezini bitirmedi. Ama çok iyi düşünülmüş bir konu islami psikoloji ve çocuk gelişimi için mantıklı bir çalışma. İnsanın kendisi ile kalması çok önemli bir öğrenme süreci ve fıtratı en iyi böyle bir süreçte görebiliyoruz. Süheylacım sana da sevgiler tezini bitir lütfen, böyle bir çalışma okumaya ihtiyacımız var.

Bu röportajda bizim ilgimizi çekebilecek bir diğer nokta ise metodoloji konusunda olacaktır. Çünkü islami psikoloji kaynaklarının Kuran-Sünnet ve Hadis olduğu özellikle vurgulanıyor. Ayrıca benim de okumaya çalıştığım alimlerin eserlerine göz kırpılıyor. Bu anlamda nereden başlasak konusunda da minik bir yol açılıyor diyebiliriz. İsteyen istediği yerinden tutsun başlasın.

Ayrıca dikkatimi çeken bir diğer nokta islami psikolojinin herkese kullanılabileceği konusu oldu. Çünkü aslında islami psikolojiyi daha çok dindar olarak tasvir ettiğimiz insanlarla kullanmak için düşünürüz. Oysa ki diğerlerinde olduğu gibi daha evrensel bir bakış açısı geliştirmemiz ve bu yönde düşünmemiz gerekir. Tıpkı islamın kendisinde olduğu gibi.

2.       https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/562018

Bir diğer okunabilecek yazı ise Malik Bedri’nin Müslüman Psikologların İkilemi kitabı hakkında. Bu kitabı zaten giriş kitabı olarak muhakkak okuyun. Ve farkındalık kazanın. Bu sayede Malik Bedri’nin de eleştiri ve katkıları çalışmalarınıza yön verecektir. Bir de Türkçeye çevrilmiş Düşünme; Gözlemden Tanıklığa diye bir kitabı var ardından da o okunabilir. Bu sayede daha bütün halinde bir okuma olur. Bu kitaplar ve isimlerden daha sonra bahsedeceğim için şuan geçiyorum sadece yazıya değineceğim.

“İlk dönemlerde Jung daha sonra hümanist-varoluşçu Maslow, Rogers, Allport ve Frankl gibi psikologlardan, Müslüman psikologların yararlanabileceğinin altını çizmiştir.” Bölümünü daha önce de görmüştüm başka yerlerde ve aslında çalışırken okunabilecek diğer psikoloji kaynakları hakkında da bize katkı sağlıyor. Özellikle MAslow’un hiyerarşisine benzer bir piramit daha önce okumalarım sırasında not almıştım. Daha sonraki yazılarımda yeri gelirse onu da ekleyeceğim.

Kısaca aslında modern psikolojiyi komple alıp çöpe atmak bizim için hem işlevsel olmayacaktır, hem de gerek yoktur. Sosyal bilimler yığılarak ilerleyen alanlar ve bugüne kadar gelen bilgi birikimini bir anda alıp çöpe atmak bizi çok geriye götürecektir. Freud’un teorisinin hepsini komple kendisi düşünüp bir anda yazmadığı gibi biz de bir günde bu tarz şeyleri hiç sayıp sıfırdan bir şey üretemeyiz. Yapmamız gereken o bilginin islami öğreti ile ne derece örtüştüğü ve kullanılabilirliği olmalı. Bu konuda bir kitap okumuştum 8 sene olmuştur. “Freud ve Din” di sanırım adı. O kitabı da tavsiye edebilirim. Bu süreçte belki ben de tekrar okurum.

Kısaca bu linkte kitap tanıtımı olduğu için çok ekstraya girmiyorum. Kitabı okumayanlar için daha çok faydalı olacaktır. Sonrasında ise kitabı okuyun.

 

3.       https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/739175

Erken Dönem İslâm Âlimlerinin Psikolojiye Katkıları: Akıl, Nefs, Ruh Kavramları

Sanırım en çok beğendiğim ve beynimi açan makalelerden birisi bu oldu.

“Batı dünyası için Psikoloji, 19. yüzyılın son çeyreğinde doğmuş bir sosyal bilim iken İslâm âlimleri 7. yüzyıldan itibaren konuya eğilmeye başlamışlardır. Bu makalede, akıl, nefs ve ruh kavramları üzerinde durulacak, erken dönem bazı İslâm âlimlerinin görüşlerine yer verilecek ve onların Psikolojiye olan katkılarından söz edilecektir.” Özet bölümünde geçen ifadeler gayet açıklayıcı olmuş. Bu alana ilgi duyan ve çalışan insanların öncelikle akıl-nefs ve ruh kavramlarına vakıf olması gerektiğini düşünüyorum. Freud’un ortaya attığı id, ego, süperego veya bilinç-bilinçaltı ve bilinç üstü konularını irdeleyebilmek ve bu konuyu anlamlandırabilmek için bizim dinimiz insana nasıl yaklaşmış buna bakmak ve anlamak önemli. Eğer bireylerin kendilerini bulma ve anlama süreçlerine katkı sağlamak istiyorsak önce kendimizi bulmalı ve anlamalıyız.

“Günümüzden yüzyıllar önce yaşamış Müslüman âlimlerin Psikoloji ilmine katkılarını araştırmanın neden gerekli olduğunu ve bu katkıların bugün için ne derece önem taşıdığını soran çıkabilir. Kuşkusuz bu çabada vurgulanması ve üzerinde durulması gereken pek çok yarar vardır, çünkü Batı dünyası için Psikoloji yeni doğmuş bir sosyal bilim iken İslâm âlimleri yüzlerce yıl önce konuya eğilmeye başlamışlardı. Gerçekleştirdikleri başarının hakkı onlara verilmeli ve gerekli bilgi doğru bir şekilde nesilden nesile aktarılmalıdır. Örneğin, Psikoloji alanında, bugün yaygın olarak kullanılan birçok psikolojik teori ve uygulamayı ortaya çıkaran erken dönem İslâm âlimleridir. Muhâsibî’nin ‘dinî davranış teorisi’, Mevlânâ’nın ‘dertleri  sevme’ merkezli depresyon ve bunalıma getirdiği çözüm teorisi, Farabî’nin ‘kavrama ile öğrenme’ yaklaşımı ve rüyayı etkileyen faktörlere getirdiği bakış açısı (Corbin, 1986), bunlardan sadece birkaç tanesidir.” Bu makalede geçen alıntıladığım kısım bizlere konuyu ele alış biçimimiz açısından yol göstermektedir. Eski dönemde psikoloji henüz felsefeden ayrılmadığı için aslında islam filozoflarında psikolojiyi bulacağız. Onların insanı ele alış biçimini ele alacağız. Günümüzde nasıl ki ADDT, Çözüm odaklı kısa süreli terapi, gerçeklik terapisi, gestalt ve varoluşçu terapi gibi yaklaşımlar varsa alimlerin insana bakışında ve ele alışında da yöntemsel farklılıklar ve zenginlikler bulabiliriz.

“‘Psikoloji’ kelimesinin sözlük anlamına bakıldığında ‘ruh bilimi’ olarak tanımlandığı görülür. Ancak bu ifade insanı bir bütün olarak kapsamaya yeterli değildir. O yüzden İslâm dünyasında, ‘ilmü’n-nefs’ kavramı bu bilim dalı için daha uygun bir isimlendirme olarak kabul edilmiştir. Zira nefs, ruh ile beden arasında önemli bir görevi üstlenmektedir. Takdir edilmelidir ki, ruhu bedenden ayırıp bu iki kavramı birbirinden ilişkisiz ele almak belli bir noktaya kadar insanı anlamaya yardımcı olacaktır. Dolayısıyla psikoloji, insanın iç dünyasına eğilerek kalbe kadar uzanabiliyor olsa da bunun ötesine geçememektedir. İşte bu noktada, Din Psikolojisi devreye girer.”

Akıl insanın karar mekanizmasını, kalp de bu kararları uygulama gayretini temsil eder (Muhâsibî, 2004)” gibi bölümleri okumak bende Freud’un id-ego-süperego konularını irdelemede bir yol gösterici oluyor. Yine bu tarz çalışmalar okunarak yapılacak genel okumalarda hangi konuların daha iyi irdeleneceği anlaşılabilir. Akıl, nefs kelimelerini sürekli duyarız ancak bunları İbn-i Rüşd veya Muhasibi’de nasıl ele alacağımızı bilemeyebiliyoruz. Bu anlamda okunan tüm çalışmalar yol gösterici olacaktır.

Çok kısa bir bölümü üzerinden bu makaleleri nasıl ele alıp okuduğumu ve oradan da hangi kaynaklara geçtiğimi yazmak istedim. Ben şuan hala aynı makaleyi okumaya devam ediyorum. Sonrasında okuduğum diğer makalelerden de kısa kısa söz edeceğim ve okurken hangi kavramlar üzerine çalıştığımı ifade etmeye çalışacağım.

Bakalım Mevlam neyler neylerse güzel eyler.

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Okumaya başlama- ilmun nefsi öğrenebileceğimiz alimler

Bir önceki yazımda güncel yazılardan ve bunlara yaklaşım tarzım konusunda bir şeyler yazmıştım. Şimdi ise kendi çapımda yaptığım okumalarda bir diğer boyut olan islam alimlerinin bu alanda çalışmalarından bahsedeceğim. Bu kişileri bilmek onlar üzerine okumalar yapmak mevzuya farklı bir boyut katacaktır. Zaten genel anlamda yapılan tez ve makale okumalarında bu alimlere yapılan atıf görülecektir. Bu sebeple onların da çalışmalarına vakıf olmak bize yol gösterecektir. Daha sonra ise günümüzde bu konuda çalışan isimlerden bahsetmeye çalışacağım.  İlmun nefse eserlerinde yer vermiş alimler; 1.      Hâris el-Muhâsibî Haris El Muhasibi’nin hayatı hakkında ayrıntılı bilgi için diyanet islam ansiklopedisinden ( https://islamansiklopedisi.org.tr/muhasibi ) ve çeşitli kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Bulunması kolay bilgiler olduğu için uzun uzadıya burada alıntı yapıp da sayfayı uzatmıyorum. Günümüz teknoloji çağı malum olduğu üzere insanlar uzun olduğunu düşündük...

islami psikoloji okumasına giriş

Merhabalar, öncelikle kendimi tanıtayım. Ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunu bir bireyim. Vaktiyle bir de ilahiyat ön lisans okumuştum. Lisansa tamamlarım diye düşünmüştüm ama sonradan vazgeçtim. Çünkü din psikolojisi alanında çalışmayı düşünüyordum. Sonra ise aslında çalışmak istediğim alanın din psikolojisi değil de islami psikoloji olduğunu gördüm. Çünkü din psikolojisi bir tık daha farklı bir şey. Inanç sistemleri vs. Oysa ben psikolojide geçen her şey islamda nedir veya dinimizle uyuşmayan kavramlar aslında nasıl olmalı yorumlanmalı gibi şeyleri merak ediyordum. Yanlış anlaşılmasın uzman vs hiç değilim. Aslında vaktiyle yüksek lisans için başvurdum. Kazandım da ancak çalıştığım ille arası cok uzak olunca gidemedim bırakmak zorunda kaldım. Olduğum yerde aile danışmanlığı ve eğitimi yüksek lisansına başladım. Ancak istediğim tam olarak o olmadığı için tezi yazmadım. Kısaca onu da tez döneminde bıraktım. Oysa tez konum çok güzeldi:) neyse konumuz bu değil. Bir gün belki ha...