Ana içeriğe atla

Okumaya başlama- yararlanılabilecek kaynaklar 2


Daha önce yazdığım okunabilecek makalelere ek olarak yenilerini bu başlık altında okuyabilirsiniz. Akademik çalışmayı düşünenler için ufak bir kaynakça önerisi gibi düşünülebilir. Akademik çalışmak istemeyenler için de yine yararlanabilecekleri kaynaklar olacaktır. Bu sefer yazması baya uzun sürdüğü için tek bir makaleden bahsedeceğim. 

 MÜSLÜMAN PSİKOLOGLAR KERTENKELE DELİĞİNDEN ÇIKTI MI? İSLAMİ PSİKOLOJİ ALANINDAKİ GELİŞMELER

Makale internette aratılınca çok kolay bulunabiliyor. bu sebeple buraya link koymaya lüzum görmedim. Yazarı İstanbul Medeniyet Üniversitesinde akademisyen. Aynı zamanda Medeniyet Üniversitesinde İhsan Fazlıoğlu'da var. Bugüne kadar kendisinden haberdar olmayanlar muhakkak olsunlar. Kendisinin bir söyleşisine katılmıştım ve beni düşünmeye iten bir söyleşi olmuştu. bu tarz beyin açan insanları dinlemek üretme adına faydalı oluyor.

Makaleye dönecek olursak, bu kertenkele deliği mevzusu ilk attığım ropörtajda da geçiyordu. Aslında ilk defa Malik Bedri Müslüman psikologların kertenkele deliğinde olduğunu ifade ediyor. O açıdan islami psikoloji ile ilgilenen insanlardan bu benzetmeyi duymanız muhtemel. Hala Bedri’nin Müslüman Psikologların Çıkmazı/İkilemi kitabını okumadıysanız yeri gelmişken hedefiniz olsun. Tabi ki bu tamamen kendi fikrim.  Makalenin bir güzel katkısı İslami Psikolojinin tarihçesine de yer vermesi. “İslami psikolojinin köklerini İslam düşünce tarihinde bulurlar. İslam düşünce tarihi ise psikoloji açısından bakıldığında üç evrede incelenebilir. Birinci evre 9 - 13. yüzyıllarını kapsayan İslam düşüncesinin altın çağıdır. Bu çağda Kindî, Farabî, Belhî, İbn-i Sina, İbn Rüşt, Gazzâlî gibi öne çıkan İslam filozofları bugün psikolojik sayılabilecek bir çok konu ve alana katkılar yapmıştır. Bu düşünürlerin çalışmaları İslami psikolojinin başlangıcı olarak kabul edilmiş, katkıları üzerine bir çok çalışma yapılmıştır. 14 - 19. yüzyılları kapsayan ikinci evre daha çok gerileme devri olarak görülebilir; bu dönemde psikolojik açıdan kayda değer bir katkıya rastlanılmamaktadır. Üçüncü evre 20 - 21. yüzyılları kapsar ve yeniden diriliş evresi olarak görülebilir (Kaplick & Rüschoff, 2018a).” Bölümü şahsen bana çok açıklayıcı ve faydalı geldi.

Yine makalede geçen “ilk dönem yayınlar arasında İslam’ı yücelten, kaynak olarak Kur’an ve hadisleri önceleyen, ibadetlerin psikolojik etkilerini vurgulayan, Batı psikolojisinin kökeninde İslam düşünürlerinin fikirlerinin yattığını ileri süren yazılara (Karim, 1984; Hamid, 1977; Shahid, 1977; Hussain, Islamic Psychology, 1984; Majeed & Jabir, 2017; Baqutayan, 2011; Badri, 2018a) sıkça rastlanılır. İslam vurgusunun yapıldığı bu ilk yazılarda daha duygusal, yer yer savunmacı bir dilin hakim olduğu gözlemlenir. Günümüzde ise aynı yazarların bile olsa6 bu İslami, duygusal vurgunun daha az olduğu, daha nötr ve akademik bir dilin kullanıldığı görülür.” Vurgusu bence önemlidir. Çünkü genellikle insanlar İslamı yüceltme adına bazen bilimsel veri kullanmayı geri plana atmakta bu da diğer insanlarda İslami öğelerin bilimin içinde olamayacağı fikrini perçinlemektedir. O açıdan aradaki dengeyi iyi kurmak Ve kaş yaparken göz çıkarmamak gerek.

Bu makaleyi de Varlı’nın ki kadar faydalı buldum. Özellikle Psikoterapilerimde İslami bir yaklaşım sergilemek istiyorum diyen herkes öncelikle bu çalışmayı bir okumalı. Sonrasında bu alanda çalışma ve uygulama yapmalı. Daha önceleri belirttiğim üzere Türkçe çok fazla kitap bulmak mümkün değil. Bu açıdan da bir belirsizlik oluşabiliyor zihinde. “Teorik çalışmalar arasında İslami geleneğin psikolojiye katkılarını inceleyen yazılar (Haque & Mohamed, 2009; Utz, 2011; Haque, 2004) karşımıza çıkar. İslami psikoloji konusunda bir teori geliştirme çabasında olan yayınların (Hamid, 1977; Vahab, 2018; Khan, 2018; Al-Attas, 1990; Bedri, 2018; Hussain, 1984; Khalili, 2008; Khosravi & Bagheri, 2006; Skinner, 2018; Necati, 2011; 2008; Rezaeitalarposhti & Rezaeitalarposhti, 2013) yanı sıra Kur’an’a dayalı İslami-psikolojik kuramlar oluşturma çabaları (Haque, 1998b; Skinner, 2010; Ansari, 2002) da bulunur. Ancak kuramsal çabaların özellikle erken dönem yazıları bilimsel standart ve metodoloji açısından yetersizlikler gösterir.” İfadeleri de bize bu konuda yol göstermekte. Yapılan hataları görmek bizim de aynılarına düşmemizi ve yanlış çabalarla zaman kaybetmemizi önleyecektir.

Ayrıca makalenin sonraki bölümünde Türkçe literatüre de değiniliyor. Bu da yeni kaynaklara erişmek isteyenler için büyük kolaylık sağlıyor. “Doğrudan İslami psikoloji olarak araştırıldığında adında İslam psikolojisi (Özbay, 2017), İslam ve Psikoloji (Gül, 2015) veya İslam Ruhiyatı (Özcan, 1975) geçen kitapların hem bilimselliği hem de psikoloji ile ilişkileri çok zayıftır. Buna karşın dolaylı olarak İslami psikoloji alanına girebilecek daha bilimsel çalışmalar da mevcuttur. Bu bağlamda İslam ve psikolojiyi ilişkilendiren çalışmalarda Kur’an-ı Kerim (Aydın, 1999; Atalay, 2012); ibadet (Horozcu, 2016; Şentürk, 2008; Yalvaç Arıcı, 2016); terapi ve ruh sağlığı (Şeker & Karakurt, 2018; Tarhan, 2013; Yapıcı, 2007); İslam filozofları (Hökelekli, 2009; Arkan, 2006; Karacoşkun, 2007; Gürsu, 2016; Hatunoğlu, 2014; Korkman, 2017); İslam (Şentürk, 2005); tasavvuf (Ülken, 1946; Sayar, 2010; Kayıklık, 2011); fıtrat, kalp, nefs ve ruh gibi temel kavramlara (Bilgiz, 2006; Kara, 2012; Merter, 2014) ağırlık verildiği görülür. Bu yayınların yazarlarından anlaşıldığı üzere Türkiye’de İslam ve psikolojiyi ilişkilendiren yazarlar çoğunlukla din psikolojisi veya temel İslam bilimleri alanlarından gelir. Yurt dışı kaynaklarının aksine ülkemizde bu alanda eser veren psikolog/psikiyatr sayısı çok azdır.1”  özellikle şu bölüm bizim dikkatimizi çekmeli diye düşünüyorum. Türkiye’de alanda verilen eğitimler neticesinde özellikle psikoterapilerde bilimsellikten uzak kalmama adına alandakiler dinden uzak duruyor. Bu sebeple de bu alanda din psikolojisi alanında çalışan dini ilimler mezunları çalışıyorlar. Bunu da ruh sağlığı alanındakiler adına büyük bir eksiklik olarak görmeli ve alandan mezunlar olarak bu konuya ağırlık vermeliyiz.  “Klinik psikolojide ise bu konularda teorik veya empirik neredeyse hiç çalışma yoktur. Üsküdar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen semazenlerin beyin fonksiyonlarının ölçülmesi (Taş vd., 2015, aktaran Gürsu, 2018) nadir araştırmalara bir örnektir.” Yine klinik psikolojiye ilgi duyanlar için de bu alanda yapılacak çalışmaların öncü olacağı aşikardır.

“York Al-Karam (2018b, s. 101-102) İslami psikoloji için şu tanımı önerir: “Psikoloji alt disiplinlerinin ve/veya ilgili disiplinlerinin belirli bir seviyede ve belirli bir konu hakkında çeşitli İslami mezhep, kaynak, bilimler ve/veya düşünce ekolleri ile çeşitli metodolojik araçlar kullanarak bilimsel olarak çalıştıkları disiplinler arası bir bilim.”” Şeklinde İslami psikoloji için bir tanım yapılmış. Bu da aslında hepimizin kafasında yer alan muallak bir konuya az da olsa bir açıklık getirmektedir. Özellikle dünyada literatürde henüz İslami psikolojinin ne olduğu, ne olmadığı tartışılırken bu tarz bir tanım ile en azından bizim de zihnimizde biraz daha net bir şeyler oluşabilir. Elbette herkes tarafından kabul görmeyebilir ancak makalede de geçtiği gibi , “elimizde öncesinde olmayan bir şey vardır” (York Al-Karam, 2018b, s. 104).

Geçenlerde Twitter ve İnstagramda karşıma çıkan “İslam Düşünesinde Psikoloji” sayfasında yer alan bu konudaki yaklaşımlar makalede karşıma tekrar çıktı. Herhangi bir tanım probleminden sonra özellikle nasıl bir yaklaşım sergileneceği sorunu da var. Şuan için üç farklı yaklaşım söz konusu.

1.       İslami Filtre yaklaşımı / Malik Bedri-Müslüman Psikologların Çıkmazı

Bedri’nin 1975 yılındaki kongresinde yaptığı Kertenkele Deliğindeki Müslüman Psikologlar konuşmasından doğan “Müslüman Psikologların Çıkmazı” (1979/2018) eserine dayanır.

Bedri şuan mevcut olan psikolojiye İslami bir filtre uygulanarak kullanılmasını savunmaktadır. Bu sayede psikoloji bilimi toptan reddedilmeyecek ve gerekli olan kısımları kullanılacaktır. Zaten Müslüman Psikologların İkilemi kitabında bu yaklaşımı görebiliyoruz.

2.       Skinner’in İslami Psikoloji yaklaşımı

Skinner’in 1989 yılında Uluslararası İslami Düşünce Enstitüsünün (International Institution of Islamic Thought, IIIT) Londra’daki İslami Psikolojinin Teori ve Pratiği toplantısında yaptığı İslami Psikoloji’de Gelenekler, Paradigmalar ve Temel Kavramlar (2018) başlıklı konuşmasına dayanır. Kaplick ve Rüschoff’a (2018a) göre kuramsal açıdan İslami psikolojiye en önemli katkılardan birini yapar. Ancak bu iddialı başlıkla bile Skinner’in bir tanım geliştirmediği ve Bedri’nin tanımına atıf yaptığı belirtilmelidir. Kaynakların doğru değerlendirilebilmesi içinse Arap dili, psikoloji, felsefe, tarih ve ilahiyat bilimlerini kapsayan geniş bir disiplinler arası eğitim gereklidir.

Bu yaklaşımda ise daha çok Kur’an, sünnet ve hadis birincil kaynaklarken, İslam alimlerinin eserleri ve görüşleri 2.cil kaynaklar olarak kabul edilir. Çalışmalar bunun üzerinden yürür. Bedri’nin aksine sadece kullanılan metotların değiştirilmesinin psikolojiyi İslami yapmayacağını söyler. Bu teoride benlik; kalp, akıl ve nefisten oluşur.

3.       Hussain’in Karşılaştırmalı Yaklaşımı

1984 yılında Kuala Lumpur’da IIIT tarafından düzenlenen Üçüncü Uluslararası İslami Düşünce Semineri’ndeki İslami Psikoloji başlıklı konuşmasına dayanır.

Bu yaklaşım biraz daha dine bağlanma ve din sayesinde sıkıntılardan uzaklaşma yaklaşımı izlenimi oluşturdu. Ve özellikle dindar olan bir kesimin “namaz kılan depresyona girmez” söylemini anımsattı. Bu konu benim en kızdığım noktalardandır. İnsanları halis namaz kılmamakla itham ediyor izleniminin yanında bir bilim dalını da komple karalamaktır.

Neyse dönelim yine yaklaşıma, burada amaç İslami bir filtreden ziyade psikolojideki bu kavram veya metot İslam’da neye tekabül ediyorun araştırılmasıdır. “Ayrıca Hussain’in izindeki karşılaştırmalarda Müslümanlarda sıkça gözlemlenen savunmacı bir tutum bulunur. Böylece karşılaştırmalar eleştirel bir katkı sunmak yerine Batı psikolojisi kavram ve kuramlarının İslam geleneğinde yüzyıllar öncesinden bulunduğunu göstermek için yapılmaktadır.”

Burada yanlış anlaşılmaması gereken bir noktadan tekrar bahsetmek istiyorum. Öncelikle bu konularda uzman olmadığımı ve kendimce okumalar yaptığımı daimi olarak ifade ediyorum. O açıdan yazdıklarım sadece kaynaklardan okuduklarımın bir özeti ve bendeki anlamlarıdır. O açıdan şuan burada yazıklarım da yine bahsettiğim makaleden kısımlarla ilgilidir. Zaman ve emek verip bu güzel çalışmayı bizlere kazandıran hocamızın çalışmasını muhakkak okuyun. Bu yazdıklarımın benim ürünüm olmadığının farkında olun. Aksi durumda bu konuda bir haksızlık meydana gelecektir.

Gelelim benim 8 yıllık yolculuğumda kafamda neler olduğuna. Ben ise bu alana ilgi duyduğum ilk anda zaten psikolojinin günümüzden çok önce olduğu ve İslam alimleri tarafından ele alındığını ve bu açıdan sadece orada bulunanları bulup çıkarmamız gerektiğine inanıyordum. Ki bu Hussain’in yaklaşımına tekabül ediyor. Daha sonra ise özellikle bu alanda büyük eksiklik olduğunu ve özellikle kişilik konusunda yeni bir teori ortaya atılması gerektiğine karar verdim. Bu ize mevzuyu temelden ele almayı ancak günümüz psikolojisini komple reddetmemeyi içeriyor. Bu ise çok zor bir çalışma alanı. Bunun için felsefe, psikoloji ve ilahiyat bilmek gerekiyor. Psikoloji kendi alanım olduğu için bu alana daha aşina olmakla beraber, felsefe okumalarına dahi gitmiş olmama rağmen bu alandan çok çok uzağım ne yazık ki. Bana en zor alanlardan birisi olarak felsefe geliyor. Bunun yanında ilahiyat noktasında bir yere kadar bilgim olsa bile yine de pek çok konuya vakıf olmak zor. Bu konularda gerekli okumaları yaparak bu yönümü daha da geliştirmekten yanayım. Gerekirse lisans eğitimimi tamamlayabilir veya gerekli okumalara katılabilirim. Ama kısaca görüleceği gibi komple bir yenilik düşüncesi çok zor ve uzun vadeli bir olay. Bunun yanında ise özellikle günümüzde dindar insanların psikolojik desteğe ihtiyaç duyduklarında kendileri gibi düşünen insanlar ve metotlar istedikleri de göz ardı edilemez bir gerçek. Bu açıdan Bedri’nin fikirlerine ise sonuna kadar katılıyorum. Psikolojik danışma sırasında metotları İslami bir şekilde filtreleyip yeniden kullanan arkadaşım Ayşenur’u da çok tebrik ediyorum. Sanırım bir yandan psikolojik danışma yapanlar bu tarz bir filtreleme kullanırken bir yandan da özellikle akademik çalışanların da daha fazla çalışma üretmesi gerekiyor sanırım.

Bu makale hakkında yazdıklarım bir Word dosyasında 4. Sayfaya ulaşırken diğerlerine göre çok daha uzun yazdığımı fark ettim. Normal şartlarda 2 ve 3 sayfa aralığında kalırken tek bir çalışmada 4 sayfaya ulaşmam bu çalışmanın bende oluşturduğu heyecan ve doygunluk hissinden kaynaklanıyor. Eğer yazımı sabredip sonuna kadar okuyabilmişseniz faydalı olmuş olmasını umarım. Benim makalede hala okuyacak biraz sayfam kaldı. İrdeleyerek ve düşünerek okuyunca okumam uzun zamanımı aldı. Başka okuyan ve benimle de paylaşımda bulunmak isteyen olursa sevinirim. Genel olarak yazılarımda az da olsa görülme oluyor. Ama tahminim insanların açıp göz gezdirip kapattığı yönünde. Çünkü günümüzde çoğumuzun bir şeyleri okuyacak sabrı yok. Ama bir gün benim gibi birisi geçerse bu yoldan ve okursa, ona katkım olması beni memnun eder. Hem de kendime notlar düşmüş olmak beni sevindiriyor.

En iyisini Allah bilir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Okumaya başlama- ilmun nefsi öğrenebileceğimiz alimler

Bir önceki yazımda güncel yazılardan ve bunlara yaklaşım tarzım konusunda bir şeyler yazmıştım. Şimdi ise kendi çapımda yaptığım okumalarda bir diğer boyut olan islam alimlerinin bu alanda çalışmalarından bahsedeceğim. Bu kişileri bilmek onlar üzerine okumalar yapmak mevzuya farklı bir boyut katacaktır. Zaten genel anlamda yapılan tez ve makale okumalarında bu alimlere yapılan atıf görülecektir. Bu sebeple onların da çalışmalarına vakıf olmak bize yol gösterecektir. Daha sonra ise günümüzde bu konuda çalışan isimlerden bahsetmeye çalışacağım.  İlmun nefse eserlerinde yer vermiş alimler; 1.      Hâris el-Muhâsibî Haris El Muhasibi’nin hayatı hakkında ayrıntılı bilgi için diyanet islam ansiklopedisinden ( https://islamansiklopedisi.org.tr/muhasibi ) ve çeşitli kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Bulunması kolay bilgiler olduğu için uzun uzadıya burada alıntı yapıp da sayfayı uzatmıyorum. Günümüz teknoloji çağı malum olduğu üzere insanlar uzun olduğunu düşündük...

islami psikoloji okumasına giriş

Merhabalar, öncelikle kendimi tanıtayım. Ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunu bir bireyim. Vaktiyle bir de ilahiyat ön lisans okumuştum. Lisansa tamamlarım diye düşünmüştüm ama sonradan vazgeçtim. Çünkü din psikolojisi alanında çalışmayı düşünüyordum. Sonra ise aslında çalışmak istediğim alanın din psikolojisi değil de islami psikoloji olduğunu gördüm. Çünkü din psikolojisi bir tık daha farklı bir şey. Inanç sistemleri vs. Oysa ben psikolojide geçen her şey islamda nedir veya dinimizle uyuşmayan kavramlar aslında nasıl olmalı yorumlanmalı gibi şeyleri merak ediyordum. Yanlış anlaşılmasın uzman vs hiç değilim. Aslında vaktiyle yüksek lisans için başvurdum. Kazandım da ancak çalıştığım ille arası cok uzak olunca gidemedim bırakmak zorunda kaldım. Olduğum yerde aile danışmanlığı ve eğitimi yüksek lisansına başladım. Ancak istediğim tam olarak o olmadığı için tezi yazmadım. Kısaca onu da tez döneminde bıraktım. Oysa tez konum çok güzeldi:) neyse konumuz bu değil. Bir gün belki ha...

Okumaya başlama- yararlanılabilecek kaynaklar

  Uzun zaman sonra tekrar bir şeyler yazmaya niyetlendim. Elimden geldiğince okuma yapmaya devam ediyorum. Bu süreçte El Muhasibi’nin çevirilmiş kitaplarından okudum. Çok fazla o konuda yazacak bir şeyim yok. Bu hafta İnstagramda islami psikoloji ile ilgili bir sayfa gördüm ve bu beni heyecanlandırdı. Çünkü sayfayla ilgilenen insanlar olması çok güzel. Farklı farklı insanların bu konuda katkı sağladığını görmek güzel. Yalnız olmadığım hissini uyandırdı ve bu durum bende tekrar bir çalışma azmi yarattı. Bu zamana kadar bu alanla ilgilenen herkesin kendince bir metot geliştirdiğini ve çabaladığını gördüm. Sistematik ilerleyen bir durum olmadığı için bu şekilde henüz özellikle Türkiye adına uzun bir yolumuz var. Ancak bir arkadaşım psikolojik danışma sürecinde islami metotları kullandığını söyledi. Buna çok sevindim. Bunun için illa çok fazla kuramsal bilgiye gerek yok, sadece kullanmayı dene dedi. Zaten şuan ünlü psikoterapistlerin de kendi metotlarını ilk başta deneyerek kuramsallaş...