Ana içeriğe atla

Okunabilecek kitaplar- İslam'a göre insan psikolojisi



                                                    

 Merhabalar, bu süreçte farklı farklı pek çok kitap okuyorum. Okuduklarından bahsetmek istedim. İlgisini çeken, okumayı düşünenler için fikir olmasını umuyorum. Bahsedeceğim kitap Muhammed Kutub'un İslam'a göre İnsan Psikolojisi  kitabı. Elimdeki 4. Baskısı. Eski bir kitap. Kitapyurdu'ndan almıştım aldığımda böyle saman yaprak bir kitaptı. Esma Yayınları'ndan çıkmış. Hazırlayan Mustafa Varlı yazıyor. 

Doğrusunu söylemek gerekirse baskısı yıllardır böyle depoda kalmış bir kitap modunda olunca insanın okuma azmi az da olsa kaçıyor. Bir de ya kitabın ağırlığı ya da çeviriden kaynaklı olarak anlamakta zorlanıyorum. 24 konu (içindekiler bölümünde o şekilde yazmış. Başlık da diyebiliriz biz) olarak yazılmış. 430 sayfadan oluşuyor. 

Kitabın içeriğine -önsöze- geçmeden önce mevzuya daha ayrıntılı bakabilmek adına isteyenler için Muhammed Kutub'un hayatına ulaşabilecekleri linki buraya bırakıyorum. 

Link : (https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-kutub) 

Yine kitap hakkında bir yazının linkini de bırakıyorum. Çünkü bendeki çevirisi okuması zor. Anlayabilmek için makale arayışına girmeme neden oldu bu. Yeni bir çeviri-başka bir isimle, farklı yayinevinden çıkmış- okuduğum zaman daha iyi anlayacağımı umuyorum. 

Link: ( http://www.medeniyetvakfi.org/vakif/ana-sayfa/guencel-haberler/islam-a-gore-insan-psikolojisi-muhammed-kutub ) 

Bunların yanında kitaptan alıntıların ve okuyucu değerlendirmelerinin olduğu 1000kitap linkini de bırakıyorum. okuyucu değerlendirmelerini okumak isteyenler bakabilir.

link: (https://1000kitap.com/kitap/islama-gore-insan-psikolojisi--53498)

Dönelim kitabın içeriğine;

Önsözü 1973'te Akif Nuri tarafından yazılmış. Önsözünden kısaca alıntı yapacağım. 

*İnsanı kendisi için gaye almayan her medeniyet er geç yıkılmaya ve unutulmaya mahkûmdur. (Mesela devletler bile insanlar için kurulmuşken bugün pek çok farklı akım farklı şeyler söylüyor. Veya insanın değil para ve gücün esas olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Elbette para ve güç de insan için ancak genelde ziyade özelde kalıyor.)

*Şüphesiz islamın bir anlayışı vardır ve bu anlayış beşeriyetin eşine rastlamadığı ve islâm dışı nizamlarda rastlanması da mümkün olmayan bir üstün anlayış tarzıdır. 

*Günümüzde ilim baş döndürücü merhaleler katetmiş, insanlar içinde yaşadıkları yer yuvarlağının hududlarını aşarak fezanın derinliklerinde kendileri için yeni meskenler keşfetmiş ...... Bu engin fezadan bu koca kainattan daha girift daha karmaşık daha komple bir varlık olan insan fenomenini izah edememiş. Kimi gelmiş insanı sırf öbür dünya için yaşaması gereken fizik ötesi bir varlık diye ele almış, kimi gelmiş üretim ve tüketim ilişkileri açısından ele almış, kimi gelmiş midesinden tutmuş, kimi gelmiş cinsel organlarından ibaret bir varlık olarak müşahede etmeye başlamış. Ama hepsi de körlerin fili tarifinden öteye bir adım atarak komple bir hüviyet arzeden insan fenomenini çözmeye çalışmamış, daha doğrusu çalışmak istememiş. 

*yıllarını vermiş böyle bir inceleme için. Sırf bir ilim hevesiyle de harekete geçmemiştir. 

Burada beni en çok etkileyen şey ilim hevesi diye bir kavramdan bahsedilmesi. Ki bazen kendim ve pek çok insan için de acaba bu yanılgıya düşüyor muyuz diye düşünüyorum. Çünkü ilim öğrenmek belli bir zaman sonra insanın öğrenme isteğini tatmin ettiği için insan öğrendikçe mutlu olmaya başlıyor. Bu da ilmi öğrenme amacını öğrenme hevesine getiriyor. Bu durum ise bazen ilim isteğinin devamlılık arz etmemesine neden olabiliyor. O yüzden sanırım bir ilim peşinde aşkla koşarken insanın kendisine durup acaba neden bunun için çabalıyorum, şuan hedefim nedir diye sorması gerekiyor. 

Önsözden aldığım ufak alıntılardan sonra kitabımıza geçebiliriz.

Kitabın giriş bölümünde insanı ve ruhu tanımlamak için ayetlere yer vermiş. Insanı bu şekilde tanımlamış. Zaten asıl mesele insanın anlaşılması değil mi psikolojide? Kur'an'ın insan ruhu üzerinde fazlaca durduğunu ifade etmiş. Asıl insanın dünyada yaşama amacı da kendini keşfetmek ve ibadet etmek değil midir? 

Kitapta sık sık Kutub "İslam Eğitiminin Metodu" kitabına atıf yapmış. Daha sonra o kitap da okunabilir. Günümüz psikoloji ekollerinden en çok Gestalt'ı doğru bulduğunu ifade etmiş. Malik Bedri'de günümüz psikoloji ekollerinden bazılarını daha doğru ve kullanılabilir olduğunu ifade ediyordu. Özellikle Maslow gibi isimler vurgulanıyordu. Ancak tabiki bazılarını daha doğru bulsalar da İslami Psikolojiyi ele alırken hepsinin görüşlerini değerlendirip faydalanmaya ve bir süzgeçten geçirmeye çalışmışlar. Zaten herhangi bir psikoloji bilgisi ve uzmanlığı olmadan İslami Psikolojiyi ele almak pek mümkün olamayacaktır. 

Kitabın bir sonraki bölümünde ise insan nedir? Sorusuna cevap bulunmaya çalışıyor. Özellikle günümüz medeniyet anlayışına bir eleştiri var. Çünkü insan için olmaktan ziyade insan madeniyet için olarak değişmiş durumda. Burada Alexis Carrel'e bir atıf var. İnsan denen meçhul kitabını da aldım okuyacağım. Bu kitabı daha önce de Timav'da okumalarda Mustafa Hocamız önermişti. Bayadır almayı düşünüp bir sıra getirememiştim. Bu sayede onu da okuyacağım.

Kitabın genelinde Freud'a eleştiriler var. Şuan bütün kuramlar kişiliği tanımlarken Freud'dan yararlandığı için ona yapılan eleştiriler bu anlamda mantıklı oluyor. Özellikle Freud'un doğru bilgileri de sürekli cinsellikle harmanlaması sonucu yanlış hale gelmesi eleştirilmiş. Bir diğer önemli eleştiri ise insanın tamamen dinden uzak ele alınması. Tabiki bu noktada Rönesans ve Reform hareketleri sonrası bu etkiler var. İnsanın tamamen dünyalık bir varlık olarak ele alınması Islamla ve haliyle de İslami Psikoloji ile en uyuşmayan noktası. Kitapta insan psikolojisini anlamadan önce en önemli şeyin insanı anlamak olduğu vurgulanıyor. Ve bu sebeple bir diğer bölümde insan tabiatını anlamaya çalışıyor . Insanın ruh ve bedenden oluşması sebebiyle hayvan melek arasındaki yeri tartışılıyor. İnsan tabiatını az Çok tanıdıktan sonra insan tabiatında yer alan birbirine zıt çizgiler olduğunu ifade ediyor. Bunu da Freud'un ifade ettiği sevgi×nefret içgüdüsünün eksik olduğundan ve aslının  8 tane zıt çizgiden oluştuğunu söyleyerek ifade ediyor.  Bu 8 zıt çizgiyi şuraya not alalım: 

1. Korku ve Ümit

2. Sevgi ve Nefret

3. Duygusallık ve Maneviyatçılık

4. Duyguların Kavradığı ve Kavramadığı

5. Gerçek ve Hayal

6. Bağlılık ve Hürriyet

7. Müsbet ve Menfi kutublar

8. Ferdiyet ve Toplumculuk 

Bu 8 karşılıklı çizgi bana Erikson'un gelişim dönemlerini anımsattı. Temel güvene karşı güvensizlik gibi bir sınıflandırması var malum Erikson'un. Burada da yine benzer çizgiler var. Konuyu derinlemesine anlayabilmek biraz zor. Hem çeviri hem de mevzu biraz zor. Alanda uzman hocalarımız çok daha iyi anlayabilecektir. 

Kullanılan metodoloji güzel. İnsan nedir? Tabiatı nasıldır? Şeklinde bir ilerleme konuyu çok daha netleştiriyor. Bu sekiz karşılıklı çizgiyi de anlayabilmek için kitabı okumanızı tavsiye ediyorum. Çünkü bu konunun ele alındığı baska bir makaleye rastlamadım. Zaten ufak bir arama yapınca genelde sadece kitapların satış siteleri çıktığı için başka bir veri varsa da sanırım çok gerilerde kalıyor. Bu arada bu bölüm yeni baskısı olan "İnsan Psikolojisi Üzerine Etütler" kitabında biraz daha farklı. Kitabı elime alıp okuyamasam da içindekiler bölümünü inceleyince 8 yerine 4 tane olduğunu gördüm. Çeviri daha yeni olduğu için benim tavsiyem onu okumanızdan yana. 

Kitabın daha ilerleyen bölümlerinde kişilik gelişimi ile ilgili güzel yerler var. Hareket ve kontrol mekanizması adı altında bir bölüm var. Bu bölümde insanı harekete geçiren itici güç ele alınıyor . Bu güce hayat sevgisi demiş. Bunun yanında insani kontrol eden mekanizmanın Freud ve benzerleri tarafından dıştan gelen bir şey olarak ifade edilmesine bir eleştiri getirmiş.  Insanin hareket edebilmesi için mıknatıs misali birbirini iten ve çeken bir şey olmalı. İnsanın hazza yönelip, elemden kaçması bu hareket görevini görüyor. Kontrol mekanizması da dıştan değil içten geliyor. Ancak doğuşta ortaya çıkmasa bile zamanla gelişip kendisini gösteriyor. Buna örnek olarak bebeklerdeki görme duyusunun gelişimi verilmiş. Ve insanın dıştan zorlama ile olmayan bir şeye sahip olamayacağı veya geliştiremeyeceği ifade edilmiş. Yine aynı şekilde bu insanda yer alan bu karşılıklı çizgilerin de birbiri ile olan durumunu bazen birisinin baskın bazen diğerinin baskın olması şeklinde acıklamış. Burada önemli olan bu karşılıklı çizgilerin olması. Yani bunlardan birisnin yok edilmesi gibi bir durum söz konusu olamaz. O zaman insanın sapıtması, sapkınlığa düşmesi muhtemeldir. Bu kısımları çok net ifade edememiş olsam da kitabı okuyanlar kişilik konusunda yeterli bilgi alacaklardır. 

Kitabı tam manasıyla bitirememiş ve ara vermiş olmam sebebiyle bu yazıyı kısa kesmeyi uygun buldum. Daha sonra yeni baskısı üzerine yazacağım yazıda kıyasa gidebilirim diye umuyorum. En iyisini Allah bilir. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Okumaya başlama- ilmun nefsi öğrenebileceğimiz alimler

Bir önceki yazımda güncel yazılardan ve bunlara yaklaşım tarzım konusunda bir şeyler yazmıştım. Şimdi ise kendi çapımda yaptığım okumalarda bir diğer boyut olan islam alimlerinin bu alanda çalışmalarından bahsedeceğim. Bu kişileri bilmek onlar üzerine okumalar yapmak mevzuya farklı bir boyut katacaktır. Zaten genel anlamda yapılan tez ve makale okumalarında bu alimlere yapılan atıf görülecektir. Bu sebeple onların da çalışmalarına vakıf olmak bize yol gösterecektir. Daha sonra ise günümüzde bu konuda çalışan isimlerden bahsetmeye çalışacağım.  İlmun nefse eserlerinde yer vermiş alimler; 1.      Hâris el-Muhâsibî Haris El Muhasibi’nin hayatı hakkında ayrıntılı bilgi için diyanet islam ansiklopedisinden ( https://islamansiklopedisi.org.tr/muhasibi ) ve çeşitli kaynaklardan yararlanabilirsiniz. Bulunması kolay bilgiler olduğu için uzun uzadıya burada alıntı yapıp da sayfayı uzatmıyorum. Günümüz teknoloji çağı malum olduğu üzere insanlar uzun olduğunu düşündük...

Psikoloji nasıl İslamileştirilebilir?

  Bu konuda, bir önceki yazımda bahsettiğim Zuhal Ağılkaya Şahin'in makalesi yine bizim için yol gösterici olacaktır. Makalede farklı yazarlardan bu konuda alınan yöntemler reçetelenmiş. Bunları ele alarak ilerleyelim.  1. Modern psikolojinin temel kavram, kuram ve yöntemlerinin bilinmesi ve eleştirilmesi: bu noktada kişinin ruh sağlığı alanından birisi olması çok önemli. Özellikle uyduruk sertifikalarla bu alanda çalıştığını iddia edenler için böyle bir yeterlilik söz konusu değildir. Ülkemizde bu alanda çalışanlar genel olarak ilahiyat kökenli olduğu için onların da din psikolojisi yüksek lisansını yapmış olmaları ve alanda gerekli donanıma sahip olmaları önemlidir. Ancak yine de din psikolojisi yüksek lisanlarında verilen dersler hakkında çok bilgi sahibi değilim. Eğer sadece giriş düzey dersler veriliyorsa ve kişilik kuramları ve diğer alanlarda ayrıntılı dersler yoksa bu kişilerin modern psikoloji kuramlarına yeterince vakıf olmaları zorlaşmaktadır. Ancak tabiki yete...

islami psikoloji okumasına giriş

Merhabalar, öncelikle kendimi tanıtayım. Ben psikolojik danışmanlık ve rehberlik mezunu bir bireyim. Vaktiyle bir de ilahiyat ön lisans okumuştum. Lisansa tamamlarım diye düşünmüştüm ama sonradan vazgeçtim. Çünkü din psikolojisi alanında çalışmayı düşünüyordum. Sonra ise aslında çalışmak istediğim alanın din psikolojisi değil de islami psikoloji olduğunu gördüm. Çünkü din psikolojisi bir tık daha farklı bir şey. Inanç sistemleri vs. Oysa ben psikolojide geçen her şey islamda nedir veya dinimizle uyuşmayan kavramlar aslında nasıl olmalı yorumlanmalı gibi şeyleri merak ediyordum. Yanlış anlaşılmasın uzman vs hiç değilim. Aslında vaktiyle yüksek lisans için başvurdum. Kazandım da ancak çalıştığım ille arası cok uzak olunca gidemedim bırakmak zorunda kaldım. Olduğum yerde aile danışmanlığı ve eğitimi yüksek lisansına başladım. Ancak istediğim tam olarak o olmadığı için tezi yazmadım. Kısaca onu da tez döneminde bıraktım. Oysa tez konum çok güzeldi:) neyse konumuz bu değil. Bir gün belki ha...